Kuzey Kıbrıs’ta son vaziyet …

Ekonomik-sosyal bir kriz içerisinde büyük bir karmaşa yaşayan Kıbrıs Türk Toplumu bir anlamda keskin sınırlarla ayrılmış siyasi kamplaşmanın esiri haline gelmiştir. Geçmişte yaşayan ailelerin evlatları hangi eğitim seviyesinde olursa olsunlar bu kamplaşmanın içerisine itilmişlerdir. Siyasi partiler ilkeler seviyesinde değil de kendilerine ait kampların etki alanındaki bireylerle adeta futbol müsabakası tarzında politika üretmekte ısrarcı olmuşlar ve maalesef hâlâ daha bu ısrarlarında devam etmektedirler. Kamusal alanda tam bir kurumsallaşma gerçekleşmemiş, siyasi partiler bunda öncü olacaklarına devlette kurumsallaşmayı partizan istihdamlarla zedelemişlerdir. Partizan istihdamlar konumlarını kaybetmemek veya terfi alma adına kamusal alanda verimlilik anlayışıyla değil partisine gerektiğinde destek verebilmek için hazır olma anlayışıyla görev yapmaktadırlar.

Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ekonomik bağımlı konumu elbette siyasal yaşamı etkilemektedir. Siyasi partiler kurumsallaşma yönünde çaba sarf etmediği gibi iktidara aday olabilmeyi tek başına Türkiye’deki siyasi güce yakınlaşarak destek istemeyi marifet olarak görmüşlerdir. Devlet mekanizması içerisinde verimlilik özellikle geçtiğimiz son on yılda gereken önemi görmemiş, yoğun Kıbrıs müzakereleri esnasında toplum adeta bir “ara dönem” yaşamıştır. Bu süslenmiş ara dönemde Toplum gerçekten de bir anlaşma olabileceğine inanmış / inandırılmışdır. Ne var ki beklentinin karşılanmamış olması toplumda büyük bir travma yaratmıştır. Ara dönem ve sonrasında topluma pompalanan sahte refah kamusal alandaki verimliliği epeyice düşürmüş, bürokratik alanda yoğun bir insan kaynağı israfı yaşanmıştır. Bürokrasinin hiyerarşik düzeni siyasi müdahaleler neticesinde bozulmuştur. Devlet üretemez olmuştur .

Bugün Kuzey Lefkoşa adeta çöp kent haline gelmiştir. Lefkoşa Türk Beledesi’nin içine düştüğü hazin durum bize aslında gerçek hastalığın ipucunu vermektedir. LTB ‘nin geliri giderini karşılamaz hale gelmiştir. Devlet çalışanların sosyal güvenlikten mahrum görev yapmasına göz yumarak bir anlamda suç işlemektedir. Çalışanlar grev yasağına rağmen ellerinde başka yol kalmadığından işbaşı yapmamakta, devlet ise özel kuruluşlardan faydalanarak temizlik yapmaya çalışmaktadır. Elbette nafile bir çaba …

Bütün bu sorunlarla boğuşan devlete karşı güveni günden güne kaybeden Kıbrıs Türk Toplumu bu sarmaldan kurtulmak için çıkış yolları aramaktadır. Ne yazıktır ki kısır siyasi kamplaşmalar çıkış yollarına en büyük engeli koymaktadır .

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s